deviant ART

deviantART is currently in read-only mode for system maintenance

Yağmur

Journal Entry: Tue Mar 4, 2008, 8:28 AM
  • Mood: Unheard
  • Listening to: Seker Kiz Candy
  • Watching: Life Scenes
  • Playing: Blok Flüt
  • Eating: What ever i found
  • Drinking: What ever i found
Ilkbahar Yagmurlari da basladi ne cok semsiye satilir simdi..

Güvercin Gerdanlığı

Journal Entry: Wed Feb 20, 2008, 3:27 PM
  • Mood: Zeal
  • Listening to: Cem Adrian
  • Reading: Güvercin Gerdanligi / Ibn-i Hazm
  • Watching: Life Scenes
  • Playing: Blok Flüt
  • Eating: What ever i found
  • Drinking: What ever i found
Sana olan sevgimde hiçbir leke yoktur
Oysa bazılarının aşkı yalnızca seraptır
İçtenliğimi açıkça gösterdim sana hep
İçimde aşkın bir nakış, apaçık bir yazıdır
Olsa ruhumda başkası, sökup atardım
Derisini kendi ellerimle sökup atardım
Senin aşkından gayrı ne bir dileğim vardır
Ne de sözlerimde sana sevgimden başkası
Bunu elde edersem, tüm dünya ve insanlar
Gözümde bir toz ve bir sinek kalabalıklar

Parfümün Dansı

Journal Entry: Fri Feb 15, 2008, 5:41 AM
  • Mood: Lust
  • Listening to: Cem Adrian
  • Reading: Parfümün Dansi / Tom Robbins
  • Watching: Life Scenes
  • Playing: Blok Flüt
  • Eating: What ever i found
  • Drinking: What ever i found
Pancar, sebzelerin en keskinidir. Turp, elbette ki daha ateşlidir, ama turpun ateşi soğuk bir ateştir. Hoşnutsuzluğun ateşidir, yoksa ihtirasın değil. Domates, doğrusu şehvetlidir. Fakat onda da bir sualtı akıntısı halinde uçarılığı, havailiği sezersiniz hep. Pancarlar ise korkunç ciddidir.
Slav halkı, fiziksel özelliklerini patatesten, için için kaynamalarını turptan, ciddiliklerini ise pancardan almıştır.
Pancar aslında melankolik bir sebzedir. Istırap çekmeye onun kadar isteklisi yoktur. Örneğin insan şalgamı ne kadar sıksa, kanatamaz.
Pancar tipki; suç yerine geri dönen katile benzer. Vişnenin havuçla işi bittiğinde ortaya çıkan şeydir pancar. Sonbahar mehtabının kuşaklar önceki, sakallı-bıyıklı, çoktan gömülmüş atasıdır. Fosilleşmesine ramak kalmış! Karaya oturmuş ay-gemisinin plazma damarlarıyla dikilmiş koyu yeşil yelkeni; bir zamanlar ayı yeryüzüne bağlayan uçurtma sicimi, şimdi çamurlu bir bıyığa dönmüş, yerkürenin derinliklerinde yakut bulmak amacıyla kazıya girişmiş.
Rasputin'in sevdiği sebzeydi pancar. Adamın gözlerinden belli zaten..

Ekmek Arası

Journal Entry: Fri Feb 1, 2008, 6:57 PM
  • Mood: Lust
  • Listening to: Cem Adrian
  • Reading: Charles Bukowski / Ekmek Arasi
  • Watching: Life Scenes
  • Playing: Blok Flüt
  • Eating: What ever i found
  • Drinking: What ever i found
İlk anımsadığım, bir şeyin altında olduğum. Bir masanın altındaydım, bir masa ayağı gördüm, insanların bacaklarını ve masa örtüsünün sarkan parçasını. Karanlıktı orası, orada olmaktan hoşnuttum. Almanya olmalıydı. Bir veya iki yaşındaydım. 1922 senesi. İyi Hissediyordum kendimi masanın altında. Halıya ve insan bacaklarına güneş ışığı vurmuştu. Güneş ışığını seviyordum. İnsan bacakları ilginç değildi, sarkan masa örtüsü, masa ayağı, güneş ışığı daha ilginçti...


"Onun en derin yeri kulaklarındaki delikler.."
"Kurbağanın kanadı olsaydı, hoplaya hoplaya kıçını eskitmezdi.."